Toplum

Yeni Jenerasyonun Suç Vakası: Siber Zorbalık (Cyber Bullying)

Özet

Bu makale kitleler arası iletişimde kilit rol oynayan sosyal medya ve internet platformlarında siber şiddete maruz kalan ve siber şiddet uygulayan insanları, siber zorbalığın nedenlerini ve sonuçlarını ve alınması gereken önlemleri bir perspektif halinde, veriler ve istatistiklerle gösterme amacıyla yazılmaktadır. Zorbalık zaten jenerasyonlarca var oluşunu sergilemekle birlikte başına “siber” teriminin gelmesi yaklaşık 15 senelik bir sürece aittir. Teknolojinin akıl almaz bir hızla gelişmesi hem kitlesel iletişim aracı olan telefonları ve dolayısıyla interneti ve sosyal medyayı geliştirmiş, insanların birbirleriyle iletişimini çok kolay hale getirmiş ve hatta anonimleştirerek daha da özgüvenli hale getirmiştir. Dolayısıyla “kolaylık”, “anonimlik” ve “fiziksel suç sayılmama” faktörleri siber zorbalığın oluşmasına bir hayli yardımcı olmuştur.

Yeni Jenerasyonun Suç Vakası: Siber Zorbalık (Cyber Bullying)

Yabancı dizi ve filmlerde sıklıkla karşılaştığımız lise veya ilkokul ortamında, güçlü çocuğun zayıf, çelimsiz (ya da aşırı zeki yahut asosyal) çocuğa karşı uyguladığı sözsel ya da fiziksel şiddeti hatırlamamak mümkün değil. Neredeyse artık her Amerikan lise dizi veya filmlerinin vazgeçilmezi haline gelen “zorbalık” (bullying), teknolojinin de gelişmesiyle internet ortamına doğru geçişini çoktan yapmıştır. İlk başlarda, internetin yeni yeni yayılmasıyla ortaya çıkan küçük çaplı platformlar (örneğin WLM, ICQ ve diğer mesajlaşma uygulamaları ile insanların kendilerini daha güvende hissedebildiği ve anonim olarak oluşturduğu karakterine kendisinin gerçekte olmasını istediği şekli ve yapıyı verebildiği Second Life gibi sanal iletişim oyunları ve internet tabanlı sosyalleşme uygulamaları) zamanında dahi zorbalık olsa da, internet ve sosyal camianın bunu o kadar umursadığı söylenemez. Fakat teknolojinin çok hızlı gelişimiyle birlikte ortaya çıkan yepyeni uygulamalar siber zorbalığı daha şiddetli ve gözle görülür hale getirdi. Örneğin artık TikTok, Youtube, Twitch ve benzeri medya sağlayıcı platformlarda belli bir kesimin diğer “güçlü” kesim tarafından aşağılandığını ve sözsel tacize uğradığını neredeyse her gün görebilmekteyiz. 

İnsanlar nesillerdir birbirlerine zorbalıklar yapmaktadır. Fakat en son jenerasyon, zorbalığı teknoloji kullanımı sayesinde genişleterek yaygın ve tanınır hale getirdi. Siber zorbalık fenomeni, anlamsal olarak “Bilgisayarların, cep telefonlarının ve diğer elektronik cihazların kullanımından kaynaklanan kasıtlı ve tekrarlanan zararlar” olarak tanımlanabilir. Temel olarak, ergenlerin, akranlarını taciz etmek, tehdit etmek, küçük düşürmek veya başka türlü güçlük çekmek için teknolojiyi kullandığı olaylardan bahsediyoruz. Örneğin bir gencin başkalarıyla dalga geçmek amacıyla açtığı bir web sitesi yahut sayfa, buna verilebilecek en temel örneklerden birisidir. cyberbullying.org‘un 2019 araştırmasına göre ABD’deki yaklaşık 5.700 orta ve lise öğrencisine ilişkin ulusal olarak temsili bir örneklemle ilgili yüzde 33,8’i yaşamları boyunca siber zorbalık yaptıklarını söylerken, yüzde 16,9’u önceki 30 gün içinde siber zorbalı olduklarını söyledi. Suçlama ile ilgili olarak, yüzde 11,5’i, yaşamları boyunca başkalarına siber zorbalık yaptıklarını, yüzde 6,0’sının son 30 gün içinde bunu kabul ettiğini açıkladı.

Peki temel olarak zorbalığı “siber” zorbalığa dönüştüren neydi? 

Öncelikle siber zorbalıkta fiziksel şiddet bulunmasa dahi bir kişinin diğer kişiye telefon, bilgisayar vb. dijital cihazlar yoluyla hakaret içerikli, onur kırıcı, aşağılayıcı vb. ithamlarda bulunması olarak tanımlandığı için aslında dijital ortamda iki kişinin birbiri ile iletişime geçebildiği her yerde mental şiddet olarak vuku bulması mümkündür. Sadece bu dijital platformların kullanıcı kitlesinin, yani demografisinin zorbalığa elverişli olmasıyla bağlantılı olarak bazı platformlarda her saniye zorbalığa uğranabiliyor. Örneğin, medium.com‘da yazdığınız bir yazı sonucu zorbalığa uğrama şansınız, twitter veya facebook gibi platformlarda yazdığınız yazıya oranla bir hayli küçük olacaktır.

   Siber zorbalık, çoğunluğun fikrinin tersine aslında birden fazla katmandan oluşur. Bunlardan ilki dijital şiddet olarak adlandırabileceğimiz, teknik ve mekanik ağırlıklı emeğe karşı yapılan saldırı ve şiddet olarak söylenebilecek her türlü hackleme, spam mesaj gönderme, DDoS, hizmet verilmesini engelleme, veri kopyalama, veri çalma ve veri silme olarak tanımlanabilir. Diğer siber zorbalık alanı ise dijital karşılaşma şiddeti (iletişsel şiddet) olarak adlandırabileceğimiz güçlü tarafın, zayıf tarafa aynı ortamda bulunmasına gerek kalmadan baskı ve şiddet uygulayarak iradesi dışında eylem yaptırma veya ona aşağılayıcı sözler söylerek, ithamda bulunarak yahut suçlayarak hakaret etmesi anlamına gelir. Genelde bu tip suçlamaların çoğunluğu 18 yaşından küçük kitleler tarafından gerçekleştirildiğinden hakkında çok azına işlem uygulanabilir. Ayrıca bu iletişsel şiddet kasten veya doğuracağı sonuçları öngörerek yapılır. Bu tarz şiddette amaç karşı tarafı sindirmek, menfaat sağlamak ya da sadece eğlenmek olabilir. Kişiler arasında düşmanlık oluşturma, kavgaya sebebiyet verme, tehdi etme, korkutma, iftira atma, kişinin bilgilerini ifşa etme, dışlama yahut taciz şeklinde meydana gelebilir. İletişsel şiddet 7/24 yapılabildiği gibi şantaj olmadığı sürece genellikle manevi varlığa saldırı niteliği taşımaktadır. Siber şiddete verilebilecek en meşhur ve kayda değer örnekler ise sosyal medya hasetliği, takipçi tacizliği (stalking), siber cinsel taciz (cyber sexual harrasment), ifşa, hakaret ve siber vandalizm (trolling) verilebilir.

Siber şiddetin iki tarafını incelemek gerekirse ortaya farklı sonuçlar çıkacatır. Bunların ilki siber şiddete maruz kalan, diğeri ise siber şiddet uygulayan kişi olarak tanımlanabilir. Siber şiddet uygulanan kişiler genelde çocuk veya küçük olarak adlandırdığımız reşit olmayan kitle ile kadınlar başta gelmektedir. Arından bu kitleyi azınlık olanlar takip etmektedir. Örneğin sadece dini, dili, ırkı veya rengi yüzünden siber şiddete maruz kalan kişiler bu sınıfa girer. Yine atlanmaması gereken bir diğer kesim ise “ünlüler”dir. Ünlüler gerçekten de ünleri gereğince sosyal medyada hayli takipçisi olan ve insanlar üzerinde davranışsal etkileri çok yüksek olan kişilerdir. Dolayısıyla günümüzde siber şiddet uygulayan kişiler, etkisi altında kaldıkları yahut çok sevdikleri ünlüler olsa dahi, onların hayatlarında bir yer edinme çabası yahut onu yargılayabilme hakkının varlığına sahip olduğu kanısının varlığından dolayı ünlüleri adeta insanlık algısı dışında görerek, onlara istediklerini yazıp söylemeyi yahut tavsiye vermeyi ya da eleştirmeyi kendilerinde hak görmektedirler. Dolayısıyla ünlüler siber şiddete en ağır uğrayan kitlelerdir.

Peki neden bir insan bir başka insana siber şiddet uygular? Bu sorunun cevabını uzman sosyologlar cevapladığında ve sizlerin de tahmin edebileceği gibi, bu kişilerin siber şiddete başvurmasının sebebinin özgüvensiz oluşları, popüler olma arzuları, çocukluktan göremediği ve yetinemediği takdir edilme açlığı ve arzusu, gerçek hayatta toplum yahut ahlak çevresi tarafından bastırılmış dürtülerin siber ortamda dizginlenememesi ve siber ortamın kişiye verdiği güven ve anonimlik hissiyatı neticesinde olduğu söylenebilir.

Siber şiddet her ne kadar fiziksel olmasa da, mental anlamda büyük problemlere yol açabilmektedir. Üzüntü, stres, depresyon, sosyalfobi oluşumu, güvensizlik ve intihar sadece siber zorbalığa karşı olarak ortaya çıkan semptomlar ve çıktılar olarak açıklanabilir. Dolayısıyla özellikle de yetişkin olmayanlar açısından teknolojinin hızlı gelişimi nedeniyle kontrol altına alınması bir hayli zor olan sosyal medyanın ve iletişimin ailelerce düzenlice kontrol edilmesi bu problemlerle karşılaşmayı bir hayli azaltabilir.

  • Bir genç, o eğer:
    • iletişim cihazını kullanmayı aniden bırakırsa,
    • cihazları kullanırken gergin veya ürkek görünürse,
    • okulda veya dışarıda olmaktan rahatsız görünüyor ise,
    • mesajlaşma, sohbet etme, sosyal medya kullanma veya oyun oynamadan sonra kızgın, depresyonda veya sinirli görünüyor ise,
    paylaşımları ile ilgili yorumları kapatırsa,
    Siber zorbalığa uğramış olarak var sayılabilir.
  • Bir genç, eğer aşağıdakilerden biri varsa, başkalarına siber zorbalık yapıyor olabilir:
    • ekranları hızlı bir şekilde değiştirir veya cihazlarını gizler,
    • cihazlarını gecenin her saatinde kullanır,
    • cihazları kullanamazlarsa alışılmadık bir şekilde sinirlenir,
    • telefonda ne yaptıkları hakkında tartışmalardan kaçınırlar ise,
    • Birden fazla çevrimiçi hesap veya kendi hesabı olmayan bir hesap kullanıyor gibi görünüyor ise siber zorbalık yapıyor olabilir.

Genel olarak, eğer bir çocuk bu cihazları kullanırken normal davranışlarına uygun olmayan bir şekilde hareket ederse, hemen nedenini öğrenin.

Peki siber şiddete maruz kalmamak için neler yapılmalı?

Öncelikle çocuklar açısından anahtar aileler olmaktadır. Bazı çocuklar (araştırmalara göre siber şiddete uğrayan çocukların %50’si) siber şiddete uğradıklarını ailelerine söylememektedir. [2011 AB Araştırması] Dolayısıyla ailenin siber şiddete uğramaya müsait olan çocuğuna karşı tutumunun güvenilir ve cana yakın olması ve ona siber zorbalığı anlatması durumu kolaylaştırır. Siber zorbalıktan kaçınmak için;

  • Sosyal ağlardaki hesaplarınıza olan erişimi tanıdığınız ve güvendiğiniz kişilerle sınırlayın,
  • Kullandığınız çevrimiçi platformların güvenliğine dikkat edin ve bu ayarları “güvenli” konumda tutun,
  • Sosyal ağlarda başkalarının erişimine açık ortamlarda kişisel bilgilerinizi paylaşmayın,
  • Hesaplarınıza ait şifrelerinizi arkadaşlarınızla bile paylaşmayın,
  • Kaynağına güvenmediğiniz iletileri açmayın, Yabancılardan gelen arkadaşlık tekliflerini kabul etmeyin,
  • Sinirliyken paylaşım yapmayın,
  • Başkasını da ilgilendiren bir içerik paylaşmadan önce onun iznini alın,
  • Şaka ile zorbalık arasındaki ince çizgiye dikkat edin,
  • Birini rahatsız edecek türdeki paylaşımların yayılmasına aracılık etmeyin,
  • Siber zorbalığa maruz kalırsanız bunu hemen güvendiğiniz bir yetişkinle paylaşın,
  • İnternete erişim hakkınızı kullanırken başkalarının haklarını gözetme sorumluluğunuzu unutmayın.
  • Dijital dünyada attığınız her adımın gerçek hayatta karşılığı olduğunu unutmayın! [1]

Sonuç olarak teknolojinin kullanımı ve sosyal medyaların ulaşımının kolaylaşması ve bazı platformların -özellikle de siber şiddete maruz kalabilmenin çok yüksek olduğu platformların- asgari yaş sınırını 13 gibi sayılara indirmesi ve dolayısıyla alınan önlemlerin yetersiz kalması her zaman siber şiddete açık bir kapı bırakacaktır. Siber zorbalık sürecinin önemli parçalarından biri de “seyirciler” ya da zorbalığa “tanıklık edenler”dir. Bunların yanısıra zorbalığı başlatmayan, ancak bu sürece zorbalık yaparak katılanlar da mevcuttur. Siber zorbaya destek verenler, mağduriyetin artmasına, zorbalığın gerçekleştiği ortamın pekiştirilmesine ve olumsuz davranışların cesaretlendirilmesine neden olur.

Zorbalığın, farklı kategoriler içinde ve bağlantılı şekilde gerçekleşmesine siber zorbalık döngüsü denmektedir. Bu döngüde, siber zorbalığın durdurulması konusunda en önemli rol işte bu seyircilerdedir. Çünkü seyirciler, zorbalık içeren paylaşımları beğenerek ya da tekrar paylaşarak siber zorbalığı yayabilecekleri gibi, bu paylaşımlara karşı çıkarak zorbalığı durdurmak gibi bir potansiyele de sahiptir. Seyircilerin, kurbana destek verici yönde güçlendirilmesi çok önemlidir. [2]

Kaynaklar
[1]: internetyardim.org.tr
[2]: internetyardim.org.tr
Makale içerisindeki bazı bilgiler ve görseller cyberbullying.org'dan alınmıştır.
About author

Avukat/Yazar. İstanbul'da yaşıyor. Siyaset Bilimi alanında yüksek lisans yapmakta.
Sadece abonelere özel haftalık raporlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir